Tataristan Kazan’da Bütün İnançlar Mabedi’nin yangın sonrası hali

Özel Yazı serisi  : Ahmet Balcı/Kazan

Kazan’da İdil(Volga) Nehri kıyısında harika bir manzaraya doğru bakan, çeşitli inançlardan izler barındıran ilginç mimariye sahip Bütün İnançlar Mabedi (Hram Fseh Religiy) Tataristan gezilerinin uğrak yerlerinden. Tatar ressam ve heykeltıraş İldar Hanov tarafından yapımına 1992’de başlanan bu mimari kompleks Kazan’ın Staroye Arakçino rayonunda bulunuyor. İslam, Hristiyanlık, Musevilik, Budizm gibi çok fazla inananı olan dinlerin mimarilerini tek bir bina kompleksine yansıtan bu sanatsal yapı yakın zamanda bir yangınla hasar görmüştü.

Yangın sonrası içerisini görmek ve Bütün İnançlar Mabedini bir sanat eseri olarak dünyaya kazandıran İldar Hanov’un kızkardeşi Flura Galiyeva’nın rehberliğinde hasar gören yapıyı adım adım gezmek fırsatını yakaladık. Aslında biraz da şans eseri oldu. Çünkü daha önce defalarca geldiğimiz ve kapısı kapalı olduğu için dışından görüp gittiğimiz mabedin kapısı bu kez açıktı. Tavşanı takip ettik ve (Alice’nin Harikalar Diyarı’na değil tabi ki) bir yangından arta kalan bir drama, sanatçı bir ruhun kendince dünyaya bırakmaya çalıştığı izden geriye kalanlara şahit olduk…

Bütün İnançlar Mabedinde Türk Bayrağı

Flura Apa’nın (Apa, Tatarca’da abla ve teyze anlamında kullanılan adlandırma) anlatacağı çok şey vardı. İçeriye girdiğimizde belki de “ne işiniz var burada, çıkın çabuk” diye kovuluruz diye düşünmekten kendimizi alamıyorduk. Fakat, Flura Apa Türk olduğumuzu duyunca “Burada Türk bayrağı da var. Yangından o da kurtuldu. Görmek isterseniz hemen şurada.” diye bizi içeriye yönlendirdi. Girdiğimiz odada yangından kurtulan tablolar, çeşitli Hristiyan ikonaları, İldar Hanov’un  birkaç fotoğrafı ve vesikalıklarının yanında büyük boy bir Türk bayrağı vardı. Cumhuriyetin 75. Yılı yazısını da barındıran bayrak mabede hediye edilenler arasında…

Yanan kütüphane ve hediye sanat eserleri

Oradan açılan bir kapıyla geçtiğimiz bahçede hummalı bir çalışma görüyoruz. Yangından sonra ortada kalan birçok çöp var. Bazı camlar patlamış, bazı duvarlar dökülmüş. Hele yanan kitapların görüntüsü yürek burkuyor. Kütüphane, neredeyse tamamen yanmış. Kurtarılabilen kitaplar ise temizlenmek üzere bir bölüme ayrılmaya çalışılıyor.

Flura Apa bizi etkinlik salonuna götürüyor. Etkinlik salonu, bir tiyatro sahnesi olarak dizayn edilmiş. Salonun tavanında ortasında İsa Pegamberi ve etrafında havarilerini Kopernik’in Güneş Sistemi açıklamalarına gönderme yaparak resmeden figürler dikkat çekiyor.

Mabedin aktif zamanlarında burada çocuklar tiyatrolar hazırlayıp oynamışlar. Koltukları Kazan’ın ünlü bir sahnesindeki yenilemeden sonra hediye edilmiş. Sahnedeki piyano Kazan Federal Ünivesitesi konservatuarında profesörlük yapan Tatar bir müzisyenin hediyesi. Keza sahnedeki gitar, trompet ve benzeri enstürmanlar da öyle.

Dağınıklığın içinde birden Flura apa bulduğu bir resmi gösteriyor bize. Fotoğraf ünlü Rus yazar Boris Pasternak’ın. Doktor Jivago’nun yazarının bu fotoğrafı bir gazeteci tarafından hediye edilmiş.

İldar Hanov’un elinden çıkma bazı yağlıboya tablolar ve doğal yaşam fotoğrafları da yangından zarar görmüş.

Sanata yatkın bir Tatar aile

Flura Apa, çocukluğunun ve hayatının bir kısmının geçtiği bu yerin annelerine ait eski evleri olduğunu anlatıyor, o günlerden fotoğraflar da göstererek. Şimdi hayatta olmayan iki kardeşi İldar ve İlgiz’in sanat eğilimlerini ve yeteneklerini annelerinden aldığını düşünüyor. Doğdukları evin fotoğraflarını büyük bir hevesle gösteriyor.

Mabeddeki çay odası da en çok zarar gören yerlerden. Sedef işlemeli harika bir ahşap oturma takımı yangını zor atlatmış. Yine bu odada da zarar gören birçok tablo, fotoğraf ve duvar süsü var. Yine bir kısmı kütüphane olarak kullanılan spor salonu da küle dönmüş vaziyette. Buradan, bir kuleye tırmanmamıza izin veriyor Flura apa. İçinde demirden bir merdiven var. Cami kısmının kulesine tırmanıp İdil’e bir de oradan bakıyoruz.

Kuleden iç kısmı ve arkadaki tren yolunu seyreden bölüme geldiğimizde Flura Apa, oranın yeni yapılan tiyatro salonu olduğıu bilgisini veriyor. İldar Hanov vefat ettikten sonra yapımı yarım kalan salonun planı Rahibe Teresa’nın hikâyesine göndermeli süslemeler ve mimari bir tarz içerecekmiş, fakat tamamlanamamış.

Budizm salonu ise çeşitli Buda heykelleri ve Budist öğretilere göndermeli duvar işlemelerine sahip. Aynı zamanda eski bir masaüstü bilgisayar, bir printer ve iki çalışma masasını içeriyor. Hem Budizm salonu hem de ofis olarak hizmet veriyormuş; mabedin canlı zamanlarında.

Hanov’un tanımladığı misyon: “kültürün ve doğrunun tapınağı”

İnsanda ilk anda tüm inançları tek çatıda toplamak eylemi, çocukluğu Reha Muhtar ve Uğur Dündar’ın günaşırı sahte hoca yakaladığı 90’lar Türkiye’sinde geçenler için bir din sömürüsü kokusunu çağrıştırıyor. Fakat görünen o ki İldar Hanov’un eseri sanatsal düzlemi ön plana çıkarıyor ve insanlığı derinden etkilemiş dinlerin imgelerini, ilhamını tek bir mimari çatıya yansıtmayı dilemiş.

Hanov, böyle bir merkezi inşa etmesini kendisine İsa Mesih’in söylediğini beyan ederek yapımına başlamış. Yine de, kızkardeşi Flura hanım onun bir din adamı olmadığını belirtiyor. Hanov, inançların sanatlara verebileceği ilhamların peşinden koşmuş ve mabedi bir manada erdemli olmaya yönelik unsurları toplama amacına uygun hazırlamış. Burada alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı ile mücadele yürüten Hanov, sağlığında tapınağı “kültürün ve doğrunun tapınağı” misyonuyla tanımlamış.

Bu arada şunu da belirtelim ki yangın en çok Flura Apanın “İşte burası da evimiz.” dediği kısma zarar vermiş. Yani bu yaşlı kadıncağız bize bir yapıyı gezdirirken aynı zamanda evini de yeniden yapmak için temizlemekle meşgul.

Mekanı inşa eden ve süslemeleri yapan İldar Hanov ise bir ressam ve heykeltıraş. Yaklaşık dört yıl önce vefat edene kadar “İnşaat sonsuzdur” diyerek bir sanat eserine dönüştürdüğü evini yapmaya devam etmiş. Çeşitli şehirlerde ama özellikle Yar Çallı (Naberejnıye Çelni) şehrinde birçok heykel onun elinden çıkmış. Tataristan’ın kurucu başkanı Şaymiyev ile fotoğrafları var. Flura Apa Şaymiyev’in mabede yardım edip etmediği konusunda da konuşmak istemiyor.

Özel yazı serisi hazırlayan : Ahmet Balcı

Tataristan Gezi – TG

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir