Tataristan Kazan’da Raifa Manasıtırı’nda huzuru dinlemek

Tataristan Kazan gezilerinin uğrak yerlerinden Raifa Manastırı Kazan’ın mimari açıdan çok güzel yapılarına sahiptir. Sakin ve tertemiz bir gölün kenarında, o döneme kadar keşfedilmemiş ormanların içine kurulmuştur. Mistik, sakin ve huzurlu atmosferleri sevenler için birebir olan bu mekân yazın ayrı, kışın ayrı bir güzelliğe ev sahipliği yapar. Ve damaklarda bıraktığı tadıyla ünlü bir suyun kaynağıdır.

Bugün Kazan’da adını bu manastırdan alan bir su markası bile bulunmaktadır. Tıpkı, günümüzde Türkiye’deki büyük su firmalarının çoğunun adını eski İstanbul çeşmelerinden alması gibi. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir’inde anlattığı eski İstanbul suları dönem halkı için ne ifade ediyorsa, Kazan’lılar için de Raifa suyu benzer imgeler anlamına gelmektedir. Raifa, ziyaretçiler için yapılarının mimarisi, dingin ortamı ve huzurlu göl manzarası ile ruhunuzu serinletecek bir huzur adacığı gibidir.

Kurbağaların sessizliği efsanesi

İlk kez 1613 yılında Moskova’dan gelen evlenmemeye yemin etmiş rahip Philaret tarafından bulunan kaynak, daha sonra inşa edilen küçük manastır yapısı ile rahipler tarafından ziyaret edilmeye başlandı. Rivayete göre, bugün sessizliğin hüküm sürdüğü dingin sularda kurbağaların seslerinden rahipler rahat edemiyordu. Rahip Philaret’in maneviyatı sayesinde sessizliğe bürünen kurbağalar bugün de ses çıkarmamaktalar…

Daha sonra buradaki yapılar, önemli Hristiyan ikonaları ve sembollerle süslendi. Fakat 1689’da bir talihsiz bir yangınla tüm yapılar zarar gördü. Yine de merkez ve su kaynağı terk edilmedi. 1692’de başlayan restorasyonlar 1717’ye kadar sürdü.

Dini eğitim alanı olarak rahip ve rahibelerin eğitildiği bir ruhban merkezi biçiminde de hizmet veren Raifa, 1774 yılında bir süre siyasi olayların sahnesi oldu. Raifa yakınlarındaki ormanlarda saklanmaya çalışan Emelian Pugachev liderliğindeki isyancılar, bir süre sonra Kazan yakınlarında yenilerek Çarlık Rusyası için bir tehdit olmaktan çıktı.

Uzun bir süre yine manastır olarak hizmet veren merkeze 1835-43 yıllarında bir Georgian Katedrali inşa edildi. Mimarı Korinfskiy olan bu bina hala hizmet vermektedir. 1889-1903 yılları arasında inşa edilen çan kulesi ise bir tüccar olan Atlaşkin’in çabaları ve finansal desteğiyle dikildi. 1910’da yapımı tamamlanan Teslis Katedrali ise ünlü mimar Malinovski’nin eseri.

Bolşevik Devrimi ile mistik faaliyetler durdu

Tüm Rusya’yı etkileyen Bolşevik Devrimi ile 1918 yılında Kızıl Ordu tarafından tüm faaliyetleri durdurulan manastır, sadece su kaynağı olarak hizmet vermeye başladı. 1924’te hastane ve okul olarak faaliyete geçirilen manastırdan tüm rahipler sürgün edildi. Kızıl Ordu’nın dine olan tutumu sertti ve bu rahipler arasından dördü ile onların yardımcılığını yapan iki köylü silahla vurularak idam cezasına çarptırıldı. 1933’te Bolşevikler tarafından Manastır’ın yerinde bir çalışma komünü organize edildi ve ortam tüm mistik kimliğinden uzaklaştırıldı.

Sovyetler Dağılınca özüne döndü…

Sovyetler Birliği’nin dağılıp Rusya Federasyonu’nun kurulmaya başladığı dönemlerde çeşitli dini fraksiyonlara karşı başlayan yumuşama, Rafia Manastırı’nın da özüne dönmesine vesile oldu. 1991’de restore edilmeye başlanan manastırda 94’ten itibaren bir yetimhane hizmete girdi. 1997’ye gelindiğinde ise Rus Ortodoks Kilisesi tarafından yeni rahipler görevlendirildi ve Raifa şehitlerinin anıt mezarları düzenlendi. Tüm Rusya’nın dini lideri Moskova Patriarkı Alexi II de manastırı ziyaret etti.

Yazı İçeriği : Ahmet Balcı

TG – Tataristan Gezi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir