Özel Yazı Serisi : XIV ve XV. yüzyıllarda Osmanlı Devleti – Altın Orda – Kazan Hanlığı İlişkileri

Zamanında Avrasya’nın en güçlü ve en büyük devletlerinden biri olan ve pek çok sebeplerden dolayı dağılan Altın Ordu’dan sonra türlü seviyede bağımsız olarak ortaya çıkan Türk devletleri veya Türk Yurtları uluslararası arenada kendisinin gücünü belirtmeye ve genişlemeye başlayan Osmanlı Devleti ile farklı ilişkilerde bulunmuşlardır. Söz konusu devletlerin veya yurtların bazıları (Kırım Hanlığı) hatta Osmanlı’nın himayesi altına girip yıllardır uluslararası arenada ona bağlı olarak hareket etmişlerdir. Bazı Hanlıklar ise, örneğin 1438 (1445)’te kurularn Kazan Hanlığı gibileri bağımsız dış politika yürütmeye çalışmışlar fakat sonuç itibariyle bütün hepsi XVI-XIX. yüzyıllar arasında büyümekte olan Moskova Devleti ve sonrasında Rusya İmparatorluğu tarafından ele geçirilmişlerdir.

Yazımızın ana konusu olan ve ilgi alanımızı oluşturan XIV ve XV. yüzyıllarda Osmanlı Devleti ve Altın Orda ile Kazan Hanlığı arasındaki ilişkilere ışık tutmadan önce dönemin güç dengesini oluşturan devletlerin bazılarını belirlememizde yarar var:

· Sosyo-ekonomik, ekolojik ve politik açıdan zayıflamakta ve dağılma dönemini yaşayan Altın Orda Devleti

· Kazan Hanlığı

· Kırım Hanlığı

· Büyük Orda

· Altın Orda himayesinden kurtulmaya çalışan Moskova Devleti

· Polonya Knezliği

· Litvanya Knezliği

· Bulgaristan Knezliği

· Macaristan Krallığı

· Bizans İmparatorluğu

· Venedik Devleti

· Mısır Devleti

· Osmanlı Devleti

Yukarıda belirtilen devletler, knezlikler, imparatorluklar ve hanlıklar arasında farklı müttefiklikler kurulmuş birbirine karşı savaşmışlar, müttefiklik, savaş, barış ve dostluk sözleşmeleri yapılmıştır. Kısaca, günümüzdeki gibi her topluluk kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmiştir ve buna akrabalık bağları bile engel olmamıştır.

Osmanlı ve Altın Orda ilişkilerinin başlangıcı olarak tarihçiler tarafından XIV yüzyıl kabul görülmektedir. Fakat günümüze kadar gelen yazılı kanıt ise XV. yüzyıla aittir. Bu da Altın Orda dağıldığı dönemde birkaç defa Orda tahtına oturan ve sonrasında bağımsız Kazan Hanlığı’nın kurucusu olan Oluğ Muhammed’in Sultan II. Murad’da 14 Mart 1428 yılında yazdığı bir mektuptur. Tatar asıllı Türkiye tarihçisi olan Akdes Nimet Kurat söz konusu mektubu Topkapı Sarayı’nın Arşivinde bulumuş ve 1937’de yayınlamıştır. Mektubun bazı kısımları nemden dolayı hasar görmüştür ve okunaksız hale gelmiştir. Fakat okunaklı olan kısmından şunlar çıkmakta:

· Altın Orda Hanları ve Osmanlı Sultanları eskiden beri defalarca bir birine elçiler ve hediyeler göndermişlerdir;

· Karşılıklı ticari ilişkilerde bulunmuşlar;

· Birbirileriyle iyi geçinmişler;

· Aynı ilişkiler Sultan Beyazıd ve Tohtamış Han arasında da devam etmiştir.

Büyük ihtimalle Tohtamış Han Beyazıd Sultan’la 1394 senesinde Timur’a karşı müttefik aradığı dönemlerde yakınlaşmaya başlamıştır. O yılın Ağustos ayında Mısır Sultanı Ez-Zahir

Barkuk Şam’da Tohtamış Han’nın, Beyazıd Yıldırım Sultan’nın ve Sivas önderi Burhan Ad-Din Ahmat’ın elçilerini kabul ediyor ve Timur’a karşı savaş planları konuşuluyor. Fakat 1395’te Tohtamış’ın Timur tarafından ağır bir yenilgiye uğratması ve 1402 Ankara Savaşı’nın afeti sonucu ikili ilişkiler belli bir zaman için duraksamışlardır. Bu afetler sonucu hem Altın Orda hem Osmanlı Devleti ikili ilişkileri geçici olarak gündemden alıkoyan ağır iç sarsıntılar geçirmişlerdir.

XV. yüzyılın başında Avrupa diplomasisi tarafından Osmanlıya karşı müttefik toplama girişimleri başlatılıyor. Avrupa devletleri Osmanlı’ya karşı Altın Orda Tatar Devletleri’nin kendilerine doğal müttefik olacaklarını düşünerek Oluğ Muhammed’e elçiler göndermişlerdir. Fakat Oluğ Muhammed’in ne derecede “Osmanlı karşıtı” olduğunu açıklayan belgeler bulunmamaktadır. Nitekim, Altın Orda dağılıp Kazan Hanlığı kurulduğunda Oluğ Muhammed’in izlediği dış politikada Osmanlı Devleti ikinci plana çekilip ve ön plana Litvanya ve Moskova ile olan ilişkiler çıkmaktadır.

Avrupa ülkelerinin Osmanlı’ya karşı kurduğu planlar arasında Moldova ve Eflak önemli rol oynamışlardır. Mektuptubun devamında ise Oluğ Muhammed Altın Orda’nın Eflak’la yaşadığı problemlerden yakınmakta ve bunlara ne tür uygun çözüm bulunması gerektiğini sormaktadır. Mühtemelen konu Osmanlı ile Altın Ordu’nun Eflak’a karşı düzenledikleri ortak askeri harekatla ilgilidir. Bu harekat sonucunda Eflak İmparatorluğun egemenliği altına geçmiştir.

Altın Orda’nın dağılması yeni devletlerin oluşmasına sebep oluyor. Kazan Hanlığı (1438 veya 1445), Kırım Hanlığı (1441); Kasım Çarlığı (1452); Astrahan Hanlığı (1502) gibi devletler ortaya çıkmışlardır. Fakat Altın Orda’nın esas mirasçısı ise Büyük Orda veya Taht Eli olmuştur. Bahsettiğimiz Hanlıkların bazıları ile Osmanlı Devleti diplomatik ilişkileri XV. yüzyılın ortalarında kurmuştur. Kazan Halığı ile Kasım Çarlığı ise bunların dışında kalmıştır. Aralarında en önemlileri elbette Kırım Hanlığı ile Büyük Orda olmuştur. Kırım Hanlığı ile Büyük Orda arasındaki rekabette ve ortaya çıkan ihtilaflarda Osmanlı Devleti Kırımı desteklemiştir. Kırımlılar ise zaman zaman Büyük Orda’ya karşı Moskova Devleti ile müttefikliğe gitmişlerdir. Büyük Orda Hanı Ahmat’ın ölümünden sonra Osmanlı’nın Taht Eli’ne ola ilgisi gittikçe azalmaya başlamıştır. Kendi devleti ve kuzey ülkeleri arasında bir nevi tampon bölge olarak Kırım Hanlığı’nın kurulmasından sonra Osmanlı Altın Orda mirasçılarıyla olan ilişkilerinde Kırım’ı aracı olarak görmüştür.

Böylece sonuç olarak şu neticelere varabiliriz:

· Osmanlı Devleti ile Altın Orda arasındaki ilişkiler XIV. yüzyıla dayanmaktadır. Fakat aralarında geçen yazışmanın büyük kısmı kayıp veya daha bulunmamıştır;

· Osmanlı Devleti ile Kazan Hanlığı arasındaki ilişkilerin pek yoğun olmamasının sebebi ise Osmanlı’nın Altın Orda mirasçılarıyla olan ilişkilerinde aracı olarak Kırım Hanlığı’nın kullanılması ve Altın Orda dağıldıktan sonra Kazan Hanlığı’nı kuran Oluğ Muhammed’in dış politikada Litvanya ve Moskova üzerinde yoğunlaşması olmuştur.

Yazı İçeriği : Bulat NOGMANOV

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir