Bir Alman’ın gözünden 600 yıl önce Büyük Tataristan yolculuğu

Bir Alman’ın gözünden 600 yıl önce Büyük Tataristan yolculuğu

Tataristan günümüzde hem Rus, hem de Türk ve Tatar tarihi açısından çok önemli bir şehir. Peki ya 600 yıl önce? Evet o dönemde de şehre gelen bir yabancı için harika bir gezginlik deneyimi demekti. Bunları Bavyeralı bir Alman olan Johannes (Hans) Schiltberger’in anılarından öğreniyoruz. Bakalım Schiltberger, o dönemin Tataristan’ı hakkında bize hangi bilgileri vermiş?

Önce Osmanlı, sonra da Timurlar’a esir düşen Hans Schiltberger, ülkesine döndükten sonra anılarını kaleme aldı. 

Timurlu sarayında bir Tataristan prensi

Schiltberger, “Türkler ve Tatarlar Arasında (1394-1927)” adıyla 90’lı yıllarda Turgut Akpınar’ın çabalarıyla Türkiye gündemine giren anılarında ilk olarak Ankara savaşında Timur’la beraber savaşan Beyaz Tatarlar’dan bahsediyor. Tatar ismi, eskiden Moğol hanedanları için de kullanılıyordu ve Anadolu’da uzun zaman zalim Moğol-İlhanlı yönetimi kastedilerek kullanılmıştı. Bunların ağır vergilerle halkın kanını emmesinden kinaye ile türemiş olacak ki, bazı bölgelerde “Tatarcık” adı bir sivri sineğe verilmiş. Bu ilk isimlendirmenin bugünkü Tatarları işaret etmemesi bir yana, Alman esirin hakiki Tataristan’a yolculuğu da Timur’a esir düşmesi ile başlayacaktır.

Timur’un ölümü ile oğlu (attığı ok ile taşları delecek kadar güçlü) Ebubekir’in esiri olan Schiltberger, Büyük Tataristan’a bu dönemde gidecektir. Ebubekir’in sarayında Büyük Tatarsitan’dan bir prens yaşamaktaydı. Zegre ya da Çekre isimli bu prens, Tataristan’ın idaresini ele almak için Ebubekir Şah’tan izin ve adam istedi. Schiltberger, onun maiyetine verilen 600 askerden biri olarak beş arkadaşı ile birlikte birçok ülke gezerek Büyük Tataristan’a vardı.

Tatar Hanı Çekre ile Sibirya ve Bolgar seferi

Schiltberger’in anlatımıyla İran’ı Tataristan’dan ayıran Temurtapit “demir kapı” denilen geçitten geçerek İdil’in Hazar’a yakın kısmı olan Asrtrahan şehrine geldiler. Bugünkü Tataristan’a uzak kabul edilebilecek Astrahan şehri hala canlı ve büyük bir kent olarak Rus coğrafyasında yer almaktadır ve bu şehirde Tatarlar yaşamaktadır. Tabi o dönemde Büyük Tataristan, İran’la sınırı olan bir bölgeyi tarif ediyordu.

Nihayet Tataristan’ın merkezine ulaştılar. Çekre’yi yönetimi devralması için çağıran emirülümera Edige ise tam bu sırada Sibirya seferine çıkmak üzereydi. Edige, Altınordu devletinde birkaç hanı tahta oturtmuş çok kuvvetli bir yönetici idi. Kendinin geçmeme nedeni ise Cengiz soyundan olmamasıydı. Kazan yakınlarındaki yaylalarda bir süre konaklayan Edige ile Çekre, Sibirya seferine çıkarken Küçük Tataristan’da biraz olsun kalamayan Hans da yanlarındaydı.

O dönem Hazar Denizi ile Moğolistan’ı da kapsayacak şekilde kullanılan Büyük Tataristan tabirine karşılık, Altonorda Hanlığı arazisine Küçük Tataristan deniyordu.  Bugün bilinen Tataristan, daha çok bu bölgedir. Birlikte Altay dağlarını geçip Tataristan’da da bulunan Ugrier adlı Hristiyan bir halkı gördüler. Edige ve Çekre Sibirya’yı fethettikten sonra bugün UNESCO dünya mirası olarak korunan eski Tatar başkenti Bolgar’a gelerek bu hanlığı ele geçirirken de Hans oradaydı.

Bolgar’ın tarihine ve bugününe dair makalemize buradan Türklük ile İslam’ın Devlet Nezdinde Kesiştiği İlk Yer: Bolgar Şehri ulaşabilirsiniz.

Tataristan’ı Bolgar’dan yöneten Sadibey Han, bu seferi duyunca kaçtı. Edige, Bolgar’da söz verdiği gibi Zegra/Çekre’yi hükümdar yaptı ancak bu sadece dokuz ay sürdü. Uluğ Muhammed’e yenilen Çekre, Deşt-i Kıpçak’a kaçmak zorunda kaldı ve savaş sırasında öldü.

Şarap içmeyen, at sütüyle beslenen; en savaşçı Müslüman halk Tatarlar

Bunu anlattıktan sonra anılarında gezdiği ülke ve şehirleri anlatmaya girişen Schiltberger, dağılan konudan Büyük Tataristan’a gelene kadar birçok yer anlatıyor. Ama Büyük Tataristan’a ayrı bir başlık açıyor. Buradaki insanların şarap içmemesi, at sütü ve etine düşkünlüğü onu şaşırtıyor. Beylerin dahi eşleri ve kızları ile yazlak ve kışlaklar arasında göçerek çadırda yaşamalarına değiniyor. Tüm Müslümanlar gibi yemek yerken yere oturan Tatarları, Müslüman halklar arasında en savaşçı ve en kanaatkar olarak nitelendirmiş Schiltberger.

Kadın Komutan Sadurmelik ve dört bin kişilik kızoğlankız ordusu

Zegra/Çekre Tataristan’ı yönetirken Bolgar şehrinde geçen bir hadise Hans’ın dikkatinden kaçmıyor. Maiyetinde dört bin kız ve kadın olan Sadurmelik isimli bir kadın, Edige ile Çekre’ye başvuruyor. Eski bir Tatar beyinin karısı olan Sadurmelik’in kocası bir başka Tatar beyi tarafından öldürülmüştü ve kadın intikam istiyordu. Bu kadınlar ordusu erkekler kadar iyi at biniyor ve ok atabiliyordu. Çekre’nin savaştığı bir beyin yeğeni olan bu kişi o sırada Çekre’nin esiri idi ve atının her iki tarafına birer kılıç ve yay asan Sadurmelik’in önüne getirildi. Sadur Melik, kılıcıyla tek hamlede adamın başını keserek intikam alırken Schiltberger de olayı izliyordu ve anılarında keydetti.

Kızıl Tatarlar

Tataristan’da gördüğü şehirleri sayarken Horasan’dan Astrahan’a, Ürgenç’ten Oş’a kadar geniş bir yelpaze tutar ki; bunlar bugünkü Tataristan için uzaktır. Bugünkü Tataristan’a yakın olan Bolgar kenti çok dikkatini çekmiştir. Saray şehrinin adının Tatarca’da o dönem “kralın ahırı” manasına geldiğini belirtir. Bugün güncel Tatarca’da saray, evlerin bahçe kısmındaki müştemilatlara verilen isim olarak dilde korunmaktadır.

Hans Schiltberger, Rus Hanlığının Tatarlara vergi ödediğinden bahseder o dönem. Beyaz Tatar olarak isimlendirdiği Kuzeyli Kıpçaklara ek olarak bir de Kızıl Tatarlar’dan bahseder. Kıpçak grubundan Uygur Türklerine ek olarak Moğollar’ı da bu gruba sokar.

İçerik : A. Balcı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir