UNESCO Dünya Miras Listesinde Tataristan

Kültürel, tarihi ve ekolojik açıdan öneme sahip anıt, eser ve doğa mekanların korunması ve gelecek nesillere aktarılması bugünümüz ve yarınımız için son derece önemli olan meselelerden biridir. Elbette çoğu ülke sahip olduğu kültürel mirasın korunması ve bütünlüğünün sağlanması için elinden geleni yapmaktadır. Fakat bu alanda tüm güçleri birleştirip Birleşmiş Milletler çatısı altında Dünya Mirasının korunmsıyla ilgilenen ve 1975’te Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşmeyi yürürlüğe sokan kuruluş olarak karşımıza UNESCO çıkmaktadır. Söz konusu anlaşmaya 2016 itibarıyla 193 devlet katılmıştır. Peki bu anlaşma Dünya Mirasını teşkil eden anıt, eser ve doğa mekanlarının korunmasında ne gibi avantaj sağlamakta diye sorarsanız, şunları söyleyebiliriz:

  • Doğa mekanlarının bütünlüğünün korunmasının ekstra garanti oluşturmaktadır,
  • Anıt, eser, doğal mekanlarının ve onları yöneten kuruluşların prestijini arttırmaktadır,
  • Listeye eklenilen anıt, eser ve doğa mekanların popülerleştirilmesini ve eko türizmin gelişmesini sağlamaktadır,
  • Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının mali açıdan desteklenmesinde listede bulunan obje ve alanlara öncelik tanınmaktadır,
  • Anıt, eser ve doğa mekanlarının durumunun sürekli olarak kontrolü gerçekleştirilmektedir.

2017 itibarıyla Dünya Miras Listesine 1073 anıt, eser ve doğa mekan dahildir. Onlardan 832’si kültürel objedir, 206’sı doğa mekanı olmakla birlikte 35’i karma objedir. Her anıtın, eserin ve doğa mekanının kendine mahsus tanımlama numarası bulunmaktadır.

Elbette en çok Dünya Mirası objelerine sahip ülkeler arasında İtalya ve Çin lider ülkeler konumundadır. Örneğin İtalya’daki 53 obje ve Çin’deki 52 obje UNESCO’nun Dünya Mirası Listesine dahildir. Aynı zamanda söz konusu listede Türkiye Cumhuriyeti’nin 17 objesi ve Rusya Federasyonu’nun 29 objesi bulunmaktadır. Fakat bu durum bir ülke Dünya Mirası objeleri açısından zengin ve diğeri ise zayıf anlamına gelmemektedir, sadece bazı ülkeler sahip oldukları kültürel, tarihi ve doğa mekanlarının bahsedilen Dünya Miras Listesine ekleme konusunda daha hızlı davrandıklarını göstermektedir.

Rusya Federasyonu’nun bir parçası olan Tataristan Cumhuriyeti’ne geldiğimizde burada UNESCO Dünya Mirası Listesine dahil olan 3 obje bulunmaktadır. Aslında Tataristan’nın UNESCO yolculuğu tam 20 sene önce başlamıştır. 1998’de Tataristan aynı anda üç obje için üç farklı başvuruda bulunmuştur. Birincisi, Kazan Kremlini, ikincisi, Bulgar şehri ve üçüncüsü, Sviyajsk Ada-Şehri. Başvuruların hazırlanıp UNESCO’ya teslim edilmesi meselelerini Tataristan Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı Mintimer Şaymiyev bizzat takip etmiş ve ilgilenmiştir. Objelerin Dünya Mirası Listesine eklenip eklenilmemesi konusundaki kararlar birkaç yıl içerisinde alınmaktadır. Kazan Kremlini’yle ilgili olumlu karar 2000 yılda alındıysa Bulgar şehri, etrafında inşa edilen yeni yapılardan dolayı 16 yıllık bekleme listesine alınmıştı ve olumlu karar sadece 2014 yılında alındı. Sviyajsk Adasına gelindiğinde ise uzun müzakerelerden sonra orada inşa edilen yeni yapılardan dolayı adanın tamamı UNESCO Dünya Mirası Listesine dahil edilemedi. Fakat adadaki Uspenskiy Manastırı 2017 yılında Listeye dahil olmuştur. Tataristan’daki objelerle yakından tanışalım.

Kazan Kremlini

Kremlin şehrin tam merkezinde yerleşmesinden ve de Tatar halkı için sosyo-politik ve sosyo-kültürel öneme sahip olduğundan dolayı Kazan’nın “kalbi” niteliğindedir. Buradaki arkeolojik kazılar sonucu çıkartılan bulguların en erkenleri mezolit devrine aittir. İlk kalıcı yerleşkeler ise  IX-X. yüzyıllarda kurulmaya başlamışlardır. Bulgar Devleti ve Altın Orda dönemlerinde Kazan yerleşkesi askeri bir kale niteliğinde faaliyet göstermiştir. XV-XVI. yüzyıllarda ise Kremlin Kazan Hanlığı’nın en önemli kültürel, ticari ve askeri merkezi haline gelmiştir. Kazan şehri 1552 yılında IV. İvan tarafından işgal edildikten sonra 1556-1562 yılları arasında Kreml’in önce ahşaptan sonrasında ise taştan tekrar inşa edilimiştir ve bu şekilde günümüze kadar gelmiştir. 1917 Rus İhtilalinden önce burada Kazan Valisi’nin rezidansı bulunmuştur, günümüzde ise aynı bina Tataristan Cumhurbaşkanı’nın rezidansı olarak kullanılmaktadır.

Kazan Kremlini açık hava altındaki tarihi, mimari ve sanatı müzesi olarak bilinmektedir. Burada Kuş Şerif Camii, Blagoveçenskiy Katedrali, Süyümbike Minaresi, İslam Kültürü Müzesi, “Hazine” Resim Galerisi, Petersburg’un Hermitage Müzesinin şubesi, Tatar Halkının Devletçilik Müzesi ve başka müzeler ve tarihi binalar bulunmaktadır. Kazan Kremlini ziyaretçiler için 7/24 açıktır.

Bulgar şehri

Bulgar UNESCO’nun Dünya Mirası Listesine 1002’nci obje olarak dahil edilmiştir.  Şehir VIII-XIII. yüzyıllar arasında İdil Bulgar Devletinin başkenti olmuştur. Burada Tatarca, Çuvaşça ve Fin-Ugor dillerinde konuşan kabileler yaşamıştır. Bulgar şehri Avrupa ülkelerini, Rusya’yı ve Orta Doğu’yla Orta Asya’yı birbirine bağlayan önemli ticaret yollarının kesişmesinde yer almıştır. Farklı dönemlerde Bulgar’da 80-120 bin kişi yaşadığı bilinmektedir. XIII. yüzyılda gerçekleşen Moğol istilasından sonra bu rakam gittikçe azalmıştır ve şehrin kalıntıları Altın Orda’ya dahil olmuştur. Tatarlar ve Rusya Müslümanları için Bulgar şehri çok büyük öneme sahiptir, çünki 922 yılında burada İslamiyet kabul edilmiştir.

Günümüzde Bulgar’da XIII-XIV. yüzyıllara ait mimari anıtlar ve kalıntılar bulunmaktadır. Onlar arasında Ulu Camii, Doğu ve Kuzey Türbeleri, Han Türbesi, Küçük Minare, Kara Pulat, Ak Pulat, Han Hamamı ve başka yapıların kalıntıları yer almaktadır. Bulgar açık hava altındaki bir tarihi ve mimari müze niteliğindedir ve müzenin finansmanı Tataristan Cumhuriyeti Bütçesinden sağlanmaktadır. Kazan’dan yaklaşık 200 kilometre uzaklıkta bulunmasında rağmen ziyaretçilerin sayısı git gide artmaktadır. Eğer 1990’larda Bulgar’ı yılda en fazla 35-40 bin kişi ziyaret etse, şimdi ise bu sayı 200 bini geçmektedir.

Sviyajsk Uspenskiy Manastırı

Manastır 1555 yılında Kazan Piskoposluğu’yla aynı yılda kurulmuştur. XVI-XVII. yüzyıllarda manatır Kazan Piskoposluk Bölgesinin ve Orta İdil Bölgesinin en önemli misyonerlik merkezlerinden biri olmuştur. Buradaki kitap neşriyatı Moskova’daki İvan Fyodorov neşriyatından daha önce kurulmuş olması dikkat çekmektedir. Mimari açıdan Uspenskiy Manastırı’nın Orta İdil Bölgesinde benzeri bulunmamaktadır. Manastırın bölümlerinden  olan Uspenskiy Katedrali, Nikolskiy Kilisesi ve 43 metrelik Çan Külesi XVI. yüzyıla ait Rus mimarisinin en belirgin örneklerini içermektedirler.

Bulat Nogmanov 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir